YÖREDE KULLANILAN BİLMECELER

 

Yörede çok söylenen bilmecelerin bazıları şöyledir.

Altı içilir, üstü biçilir. (Koyun)

Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca. (Dondurma)

Sarıdır sarkar, düşeceğim diye korkar. (Ayva)

Masal masal maliki, Oğlu Uşağı oniki (Fare)

Elemez melemez, sıcağa gelemez, gelsede geri dönemez. (Yağ)

Dal ucunda kırmızı gelin (Kiraz)

Istanbul’da süt pişti, kokusu buraya düştü. (Mektup)

Dalı dalını eğmiş, dalı boynunu eğmiş, nedir dünyada yapraksız yemiş. (mantar)

Dam üstünde darı saçtım, sayamadım eve kaçtım. (Yıldız)

Dişi var yemek yemez (tarak)

Hat dedim, hud dedim, kapı dibine yat dedim. (süpürge)

Adım iki hece, çalışırım gündüz gece. (saat)

Yol üstüne sac koydum, gelene gidene aç koydum. (ramazan)

Alaca mezar, dağları gezer. (göz) Dağdan gelir taştan gelir, erinmez

kaştan gelir. (su)

Uzun oluk, sırtı yoluk. (yol)

Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak. (kafatası)

Dışı kazan karası, içi peynir mayası. (kestane)

Burdan attım fiifili, karşıya kondu karga dili. (kurşun)

Çıt demeden çalıya konar (güneş)

Bir oğlum var adı beşi-, bulduğunu bana taşır. (kaşık)

Ara beni bul beni,

Düşerim tırak, tırak,

Çekiç al eline,

Ne tatlıdır, içim bak. (fındık)

Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur. (yumurta)

Beyazdır tarlası, siyahtır tohumu, elle dikilir, dille biçilir. (kitap)

Hanım içeride, saçı dışarıda. (mısır) Sıra sıra söğütler, birbirini öğütler.

(diş)

Allah yapar yapısını, kul açar kapısını (karpuz)

Çarşıdan alınmaz, mendile koyulmaz, tadına doyulmaz. (uyku)

El eker, göz seçer, dil biçer. (yazı)

Ben giderim, o gider, önümde timtim eder. (gölge)